Bendeki okuma kültürü, sabahleyin gazeteleri inceleme ile başlıyor. Önce yurdumuzda neler oluyor? Daha sonra da ilgimi o gün çeken makalelerin okunması ve haftalık okumayı planladığım kitaplara sıra geliyor.
***
Kahvaltı ve sonrasında mutfaktaki kitaptan okuyorum. Keyif çayı içerken oturma odasına koyduğum kitabı okuyorum. Balkona çıkarsam balkon serbest eğlence tarzı kitap okuyorum. Notlarımı yazıyorum. Bir kitap daha var haftalık onu da hacet gidermede okuyorum.
***
İnsanın günlük sorunları ile yaşar. Sorunların çoğu anlaşamamazlık veya anlaşmazlıklara dayanır. Hep konuşmak isteriz. Hep ilgi bende olsun diye düşünürüz ama asla böyle olmaz.
***
Hep biz konuşursak, başkalarını duyamayız anlayamayız. Ne kadar konuşursanız konuştuğunuzu düşündüğünüzde dertlenirsiniz. Çünkü konuşmalarınızın içinde sorular sordunuz.
***
Konuşmada en büyük zaaf, karşınızdaki insanı ikna etmeye çalışmanızdır. Gözünüzün korkaklığıdır. Acaba benden başka aynı konuyu kimle konuştu, hangi kitapları okudu, daha önce bitirdiği okul hangisidir? Konuşacak olsa hemen kızgınlığımız engel olur. Bir zaman sonra fikrini açıklamaya çalışırsa söz vermiyorsanız hep kendinizi haklı görürsünüz.
***
Önemli olan aracılık ya da yargıçlık değildir. Önemli olanı meseleye yoğunlaşmaktır. Konuyu dağıtmamak, uzatmamak, özet geçilmelidir. Ben-sen yerine biz sözcüğü birleştirici olur. Yapılan yanlışlar özür dilemeyi ihmal etmemelidir.
***
Buraya nasıl geldik okumaktan? Okumak anlamak içindir. Olay ve insan ilişkilerine, yapılan yanlışlara çözüm ortaya koymak için başka dünyaların transferidir. İşte okuma insan ilişkilendirir.
***
Okumayan insan ne anlatabilir ne de konuşabilir. Çünkü sözcükler aynı olur. Dön dön aynı sözleri söyle. Yakışıksızdır.
SON SÖZ
Ne demiş atalarımız, “Uzun söz Kur’an’a yakışır. Biz kısa net, anlaşılır şekildedir. Anlamanın özünde, anlaşma vardır. Çünkü insan fıtratı ile böyle yaratılmış.
© Copyright © 2022 Lider Gazete, Sitemizde bulunan yazı, video, fotoğraf ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz veya kaynak gösterilmeden kullanılamaz