YALNIZLIĞIN KIYISINDA…

İnsanın yaşamına ışık tutan en can alıcı renk sevgidir. O ışığın rengi yoktur.

Bazen siyah, bazen mavi bazen beyaz bazen yeşil… Simsiyahlar içinde kalsa da yüreğin ak süt gibi fedakarlıkların o yüreğine işlediğinde, yemyeşil oluverir gönlün.

Unutma; yaşamın iğnesi ipliği yoktur, sökülen hayallerini ayağa kalkıp dimdik durup yine sen kendi azminle dikeceksin. Çetin zorluklara düşecek yolun bazen…

Unutma; yine çıkış yolunu sen belirleyeceksin. Yaşamın aynası sensin. Ne olursan o yansır eylemlerine, hikayenin baş rolünde sen varsın ve kahraman sensin.

Aklın ile kalbinin arasında kaldığında, yine duyguların senin yönünü belirleyecektir. Duygular evreninde yönetiliyor insan. Duygularımız yaşamımızın aynası. En çok da bir şeye bağımlı kalmamayı seviyor insan.

Paragraflar arasında bütünlük arama benim kitabımda. Biraz oradan biraz buradan... İçindeki derinlikleri kelimelerde bulabiliyorsan bu kitabı anlamışsın demektir.

Bir cümleye duygularını yaslayabiliyorsan, seni anlatmış demektir. En çok da bunu istemez mi insan. O sükunete büründüğümüz kimselere anlatamadığımız derin duygular var ya.

Okyanus misali, hiçbir geminin yanaşmasına izin vermediğin. Bir gemi yanaştığında ise delice sorguladığın önünü kestiğin.

Çünkü senin için derin bir okyanus. Kimilerinin duygusu sığ bir nehirken, senin hissettiklerin alabildiğine derin bir okyanus. Kim gelir geçer ki üzerinden. Yalnızlık, senin seçimin. Peki ama neden?

Alabildiğine mavi gökyüzü varken, neden sen simsiyah gecede bırakıyorsun yüreğini? Neden gökkuşağı olmak varken, yedi rengin ruhuna eş olması varken, delice yağmurlar biriktirmek niye yaşamına.

Duygularına ket vurmak neden? Yalnızken hissedilen duygular daha derin derdi bir yoldaşım. Ne de doğru bir cümleymiş, giderek anlıyor insan.

Hayat, çoktan seçmeli bir sınav. Doğruyu işaretlemek için bin dereden su getiriyorsun bazen, lakin işaretleyen yine sol yanın oluyor.

Kalbine söz geçirmenin, onu yönetmenin hiçbir kanunu, hiçbir tüzüğü çıkmadı hala. Sen talimat versen de o yine bildiğini okuyor.

Dünyaya geldiğiniz minicik yaşlarda anlıyorsun bunu. Anne babamızın bize aldığı oyuncaklarla mutluluk duygumuz oluşmaya başlıyor ve yeşerip gidiyor ve büyüdükçe arayışımızın vazgeçilmezi oluyor bize. Mutluluğun temeli, sevgide gizli değil mi?

Bazı sevgiler, öyle güçlüdür ki, gönlünü dinginleştirir, sükunete büründürür… Sevginin mutluluktan ibaret olduğunu düşünmek, yanlış bir eylem. Nice sevgiler var ki, mutsuzlukla yeşeriyor.

MUTLULUK VE SEVGİ

Kavuşamıyorsun, mutsuzluk birikiyor hasret dağlıyor bağrını. Sen yine de sükunete bürünüp de sevgini yaşıyorsun… Mutluluk çok ayrı bir boyut. İnsan, ömrü boyunca mutlu olsa, gerçek sevgiler olmazdı belki de…