TÜRKÇE GİDERSE TÜRKİYE GİDER!
İnternette haberleri tararken,
dikkatimi çeken bir haber gördüm. Haberde Antalya Konyaaltı’nda Rus nüfusunun
arttığını, adeta küçük bir Rusya’ya dönüştüğünü, Konyaaltı ilçesinde bulunan
Türkçe tabelaların azınlıkta kaldığını yazıyordu.
Haber ilgimi çekti, biraz daha
internetten araştırayım dedim.
Daha önce pek çok kez buna benzer
haberler yapılmış. Yaklaşık 9 ay önce internet haber siteleri, durumu “Antalya
Küçük Rusya’ya Döndü” başlığı ile okuyucularına aktarmış. Belli ki o haberlerin
hiçbir etkisi olmamış. Olmadığı gibi, sorun daha da işin içinden çıkılmaz bir
hale dönüşmüş.
Bir ülkenin kimliği ve kültürü ile
ilgili bilgi edinebilmeniz, o ülkenin dili ile ilişkilidir. Bir toplumun tarihini, değerlerini,
geleneklerini ve kültürel zenginliğini ancak o ülkenin diliyle anlayabilmeniz
ve kavrayabilmeniz mümkün olur. Bir ülkenin elinden dilini alırsanız, hiçbir
şey yapmadan, her şeyini kolaylıkla ele geçirebilirsiniz.
Aslında bu sorun sadece Antalya
Konyaaltı’nda yaşanan bir sorun değil. Bu sorun, Türkiye’nin pek çok ilinde,
mülteci akınına uğrayan illerde yaşanan ve ne yazık ki kronik hale dönüşen bir
sorun. Türk toplumunda kanayan bir yaraya dönüşen bu soruna, devlet eliyle
neşter vurulması gerekiyor.
İstanbul’da, Adana, Antalya ve
Gaziantep gibi pek çok illerde yabancı tabelaların belediyecilerce
kaldırılması, bunun yerine Türkçe tabela zorunluluğunun getirilmesi
gerekiyor. Gerekiyorsa orada yaşayan
mülteci veya farklı milletler için ekstra tabelalar asılabilir. Ama Türkiye’de
oturum alan yabancıların Türkçeyi bir kenara itmesinin önüne geçilmeli. Türk
toplumunun kendi kimliğini koruyabilmesini, gençlerine Türk kimliği bilinci
aşılansın istiyorsak ki, bu herkes için bir vatandaşlık görevidir, bunu hemen
yapmalıyız.
Antalya'da yaşanan Rus nüfusunun
artışını, bu durumun kültürümüze olumsuz etkilerini, özellikle dil üzerindeki
etkilerini, başımızı iki elimizin arasına koyup düşünmeliyiz. Bu gibi sorunlara
müdahaleden uzak yaklaşımlar; Türk dilinin evrimine belkide yok olmasına neden
olur. Rus nüfusuyla birlikte Rusça
konuşulan yerlerin sayısının artması, bu yerlerde tabelaların Rusça olması, bu
dilin yerel yaşama daha fazla entegre olmasına yol açar. Bu duruma izin vererek
kendi kültürel öz kimliğimizin yok olmasının önünü açarız.
Farklı dil ve kültürlerin bir
arada yaşamasına tamam ama bu kültürel kimliği yok edecek bir anlayışla
olmamalı. Yarın bir gün Rusya; “Antalya’nın Konyaaltı ilçesinde yaşayan nüfusun
çoğunluğu Rus vatandaşlarıdır. Bu nedenle Konyaaltı Rusya’ya ait bir özerk bir
bölge olmalı” derse ne diyeceksiniz?
Bugün bu Ukrayna’nın başına
gelmedi mi?
Ukrayna’nın Donbas bölgesinde
yaşayanlar, Ukrayna’dan ayrılmak istemediler mi? Rusya, talebi destekleyen
politikalar izlemedi mi? Bu sorun sadece
Rusya için değil, Suriye için de geçerli. Bugün Hatay’ı geri almak isteyen
Suriye, benzer talep ve istekleri dünya kamuoyuna aktarmadı mı? Bunun için
uğraş vermiyor mu?
Konyaaltı Belediye Başkanı Semih
Esen, Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek, Antalya Valiliği’nin
bu soruna yönelmesi, bu alanda ciddi çalışmalar gerçekleştirmesi ve yaşanan
sorunu kökten çözmesi gerekiyor.
Yazımın sonunu, büyük fikir adamı
Oktay Sinanoğlu’nun o meşhur sözüyle tamamlayayım; “Türkçe giderse Türkiye gider!”