TAĞRAĞ’DAN TUĞRA’YA

Bu hafta sizlere Türklerde hükümdarın imzası anlamına gelen ve devleti sembolize eden Tuğradan bahsetmek istiyorum. Bilinenin aksine Tuğra Türkçe bir kelimedir ve eski Türk hakimiyet anlayışından gelen bir iktidar alameti olup, köklerinin şekilsel olarak Hunlara kadar dayandığı düşünülmektedir. Şöyle ki, Türk boylarının kullandığı tamgalarla (damga) ilişkilidir. Anlaşıldığı kadarıyla tuğra kavramı hakkındaki en eski bilgileri Kaşgarlı Mahmud vermiştir.

***

Nitekim mevzu hakkında bilgi veren ilim adamlarının başvurduğu en eski kaynak da Kaşgarlı’nın Dîvânü Lûgat it-Türk adlı eseri olmuştur. Bir kısım Türk bilginlerine göre Tuğra, Oğuzlarca kutsiyet kazanmış efsanevi bir kuş olan Tuğrul adı verilen, kanatlarını açmış doğan kuşunun şeklinden oluştuğu düşünülmüş olsa da ilk Tuğra şeklinin herhangi bir kuş şekliyle ilgisi yoktur, bu şekil bir yaydan veya ok ile yayın birleşiminden oluşmuştur.

***

Tuğranın Oğuz Türklerinde kullanılışı ile ilgili olarak araştırmalar yapan Prof. Dr. İlhami Durmuş’un verdiği bilgilere göre; Oğuz Türkleri bu damgayı “Tağrağ” olarak isimlendirmiş; bu daha sonra tuğra olarak değişikliğe uğramıştır. Tuğra terimi, sadece Selçuklular tarafından değil aynı zamanda daha önceki Türk devletleri veya boyları tarafından da aslına uygun olarak tuğrâğ veya tuğrak gibi şekillerde kullanılmıştır.

***

Yukarıda bahsettiğim gibi, Türkçe bir kelime olan Tuğra daha sonraları Arap ve Fars dillerine geçmiş, hatta bu dillerde hükümdarların tuğrasını belgeler üzerine çeken kimseleri ifade etmek üzere tuğrânevîs, tuğrâî ve tuğrâkeş gibi yeni terimler ortaya çıkmıştır.

***

Anadolu’da Selçukluların ardından Türk hâkimiyetini sağlayarak Türk kültürünün ve sanatının da taşıyıcısı haline gelen Osmanlı devleti, tuğrayı büyük bir özen ve estetik kaygı güderek geliştirmiş ve sonuç olarak sanat eseri mahiyetinde tuğraların üretilmesini de sağlamıştır.

***

Yapılan tespitlere göre Osmanlı hükümdarı Orhan Gazi tarafından kullanılan ilk Tuğra “Orhan bin Osman” (Osman oğlu Orhan) ifadesinden ibaret olup, tuğralardan ilki 1324 diğeri 1348 tarihlidir. Ayrıca Sultan Birinci Osman’a ait bir tuğraya günümüze dek hiçbir yerde rastlanmamıştır.

***

Bu nedenle 36 Osmanlı padişahına karşılık 35 Osmanlı padişah tuğrası vardır. Gerek korunup günümüze gelmesi ve gerek tuğralarda gözlenen özenli hatlardan yola çıkarak “tuğra”ların Türk devletleri içerisinde Osmanlı Devleti zamanında daha yaygın olarak kullanıldığını söyleyebiliriz.

***

Fermanlardan beratlara, kâğıt ve madeni paralardan kitabelere kadar çok geniş bir kullanım alanı bulunan tuğralar, Osmanlı hükümdarlarının alametlerinden biri olmuştur. Padişahı temsil ettiği için en güzel şekilde yazılmasına çalışılarak hat sanatının gelişiminde pay sahibi olan tuğralar, bulundukları belgelerin de en iyi şekilde süslenmesinin bir gerekliliği olarak görüldüğünden, tezhip sanatı açısından da nadide eserlerin ortaya çıkmasını sağlamıştır.