ŞİDDET PANDEMİSİ

Ülkemizde şiddet olayları pandemi koşullarına rağmen durmuyor hatta artıyor.

Evde, sokakta, okulda her yerde.

Son günlerce sıkça görüp izlediğimiz kadına yönelik şiddet eğilimleri.

Çocuklara yapılan istismarlar.

Hayvanlara yapılan eziyetler.

Hepsinin temelinde ‘şiddet’ yatıyor.

Araştırmalar da doğruluyor son 5 yılda şiddet olaylarının yüzde 65 arttığı.

 

Hep en son yaşanan olaylarda ‘bu son olsun’ temennisinde bulunuruz ya hani hiç bir zaman da o son olmaz.

Hep yenileri eklenir. Ama olayları örtbas etmek ve cezasız bırakmak tekrarlanmasına sebebiyet verir.

Bu yüzden Alanya’daki kreş’te çocuklara yapılan şiddet görüntülerini görmezden gelmek de vicdansızlık gerektirir.

 

Görüntülerde bakıcılar kameralar kayıttayken ufacık çocukları darp ediyor.

Korkunç olayda bakıcının bir tanesi küçük çocuğun kafasına vuruyor, bir yerden bir yere sürüklüyor.

Bir başkası, uyusun diye çocuğu yatağa fırlatıyor.

Diğeri, ağlayan çocuğa müdahale etmek yerine sırtını sıkarak susturmaya çalışıyor…

Bir diğeri de çocuğu camdan aşağıya sarkıtmakla korkutuyor.

 

Olayın özü; 2 yıl önce kreşe çocuklarını veren bazı aileler çocuklarının kreşte darp edildiğini iddia etmiş kreş yönetimi de aileleri yalanlamıştı.

Ama ortaya çıkan kamera kayıtları ise olayın seyrini değiştirdi.

Aileler isyanlarını çeşitli medya kuruluşlarına gönderdikleri videolarla anlattı.

İlk etapta bazı kurumlar görmezden geldi, bazıları ise ta ilk andan itibaren konunun takipçisi oldu ve beraberinde de görüntüler yayıldı.

Sonrasında yeni görüntüler de ortaya çıkmaya başladı.

Olayın ardından kreş yönetimi olayla ilgili açıklama yaptı.

Açıklamada olayın 2 yıl önce yaşandığı, çalışanlarının işlerine son verildiği ve kreş hakkında karalama kampanyası başlatıldığı vurgulanıyordu.

Olayın 2 yıl önce yaşanmış olması bu şiddeti hafifletmez.

Çocuklara şiddet uygulayan bakıcıların işlerine son vermek de…

Eğer kreş yöneticisi o aileler gibi en başta yapılan eziyetin bir suç olduğunu kabul edip, daha önce açılan davayı yalanlamamış, bakıcıların cezalandırılmasını sağlamış olsaydı ve görüntülerin ortaya çıkması 2 yılı bulmasaydı kreş hakkındaki düşüncem farklı olabilirdi.

Şiddet’in büyüğü küçüğü olmaz…

Bizlere ulaşan medyaya ya da sosyal medyaya yansıyan o görüntüler, olayların çok daha gerisinde bence.

Çok daha azının yansıdığını düşünüyorum…

Çünkü dava dosyasındaki 2 günlük güvenlik kamera kayıtları bunlar.

Sadece 2 günlük incelemede bile görevlilerin ‘şiddete yönelik fiiller’ gerçekleştirdikleri de açıkça görülüyor.

Bunun gibi onlarca elim ve vahim vakalar yaşanıyor.

Kameraların önünde bunları yaptılarsa kamera olmayan yerde çocukları nasıl korkutuyorlardı diye düşünmeden edemiyorum.

 

Bir de bunu sadece fiziksel şiddetle sınırlı görmemek lazım.

Şiddet sadece fizikten ibaret değildir.

Çocuğa yüksek sesle bağırmak da psikolojik bir şiddet sayılır.

Keşke o sorumluluğun farkında olan ve sorumluluğu taşıyabilecek olan insanlar bu yola girse ve çocukların ve ailelerin canı bu kadar yanmasa.

Kreş sahibi dahil 5 kişi hakkında ‘ çocuğa karşı eziyet ‘ suçundan açılan davanın ilk duruşması mayıs ayında görülecek.

 

Her an her yerde hayatımızın içinde olan ‘şiddet’ umarım ‘cezasız’ kalmaz.