SESSİZ GEMİ

Millet veya halk olarak adlandırılan bir insan topluluğunun; politik vaziyet, bağımsızlık ve geleceğini tayin etme karşılığı olarak karşımıza çıkan bir kavram, self – determinasyon. Bu durum; ulusal bağımsızlığı bir ilah gibi kabul edip mevzubahis insan topluluğunun, kendisini adeta bir insan vücudu olarak kabul ettiğini varsayıyor. Alınacak karar veya kararları ise liberal bakış açısının şiddetle önemsediği çoğulcu değil, çoğunlukçu hüviyette yani sınırsız ve mutlak bir şekilde kabul etmekte. 

***

Peki; 1918’de maddeler halinde yayınlanan Wilson Bildirgesinin en şık şekilde gözüken bu ilkesi, kağıt üstünde dahi olsa hedeflediği barış, demokrasi veya özgürlük gibi kavramların tam olarak karşılığını oluşturmuş mudur? Sanmıyorum, dünyanın 110 yıllık şiddet ve kan içerikli tecrübesi bize bunu gösteriyor.  

***

Yıllarca adı konmuş veya konmamış, bir bayrak veya sancak etrafında birlikte alışkanlık edinmiş lokal çaplı konsorsiyum olarak adlandırılabilecek milletler mi yok edilmek mi istenmiştir? İç içe karışmış kültürlerin, alışverişi aleni, akışkanlığı daimi milletlerin gücünü bu birliktelikten aldığı pek muhakkak. Sonrasında ne oldu? Bazı durumlarda bir artı bir iki değil üçten fazla olunca kaybettiğiniz şey ve yaşanan travmanın ağırlığı bundan ötürü de olabiliyor. 

***

93 Harbi olarak adlandırılan 1877-1878 savaşları sonrası filizlenip, adeta bir virüs gibi tüm coğrafyaya yayılan “Batık Gemi” imajı ve buradan kayıklarla kurtulmaya çalışan, kaçarken önüne çıkan her şeyden kurtulmaya milletler ve nihayetinde 1915’te finalize edilen bir durumdan bahsediyorum. Gerçekten değer miydi? 

***

Başımızın çaresine bakalım sonrası karşılarına çıkan dev bir sorun yumağı, nesillerin kaybı, toprakların verimsizliği kurtarıcı olarak gözüken gösterişli tek dişi kalmış beyaz adamın umurunda olunacak sandı. Nihayetinde yılda bir kez ağzına bakılan ve hadi söyle şunu denilen komedyanın basit bir rolünden ibaret artık her şey. 

***

Peki, bu çok çeşitli çatışmalar, mübadeleler, tek taraflı göçler, yaşanan trajediler kaybolan ailelerin hangisi ulusların hakkını tayinini ulu gösterir, kaç savaş daha bunu sona erdirir?

***

Bütün bir coğrafyada rahatça yaşama imkanına sahipken, böğründeki bir alev topuyla dağ eteğine sıkışmış bir kentte yaşamanın, Ararat’a bir yabancı gibi bakmanın yorgunluğunu hangi Dünya’nın hak verişi geçirebilir?

***

İstanbul’da vezir olarak yaşayabilirken, Erzurum’da kral olma isteği Aras Nehri’ne gömüldüğü zaman bu anlaşılamaz mıydı? Belki. Ancak Fırat ve Dicle’de yaşanan bu gerginlik ise hiçbir şeyden ders çıkarılmadığı anlamına geliyor. 

***

Ne zaman? Beyaz adamın iki kere ikiyi dört olarak kabul ettirmesine beş diyerek karşı çıkınca ihtimali gerçekleşince. Fakat bu durum epey uzak, sessiz bir gemi gibi gözüküyor.