SABRIN SONU ÖDÜL

Yüreğimizin dergahına mutluluk kavramını yerleştirme gayreti içindeyiz hepimiz.  Belki gözden kaçırdığımız bir ayrıntı var: Hüzün topraklarından geçmeden, mutluluk adresine varılmaz.

Mutluluğun kıymetini bilebilmek lazım bir kere. Bunun için de hüzünler zaman zaman misafir olur yüreklerimize. Bir şeylerin kıymetini bilebilmenin anahtarını bırakırlar bize.

Bardaktan boşalırcasına akan olumsuz düşünceler zihnimizi meşgul ederken, hayatın bir nebze olsun bu koşuşturmaya yön verebilmesi de bizim elimizde diye düşünüyorum. Çünkü insan, hayatına yön verebildiği ölçüde düşüncelerini eylemlere döker.

Zihnimizdeki düşüncelerin yansımasıdır yaşamda birçok eylemimiz aslında. Hareketlerimiz, davranışlarımız... Hatta duygularımız bile. Ne düşünürsen ona dönüşürsün... Düşündüğüne dönüştüğünde, senin iraden dışında zannedersin ama yine senin düşüncenin eseridir olduğun hal.

Her insan bir ışık yakar dünyaya... Kimilerimiz beyaz kimilerimiz siyah kimilerimiz ise gri.. Her duygunun rengi farklıdır. Zihninde hangi duygu yanarsa, eylemlerine de o yansır aslına bakılırsa.

Düşüncelerinin esiri olmak yerine, düşüncelerinin eseri olmalı insan. Bu öyle bir eser ki, güzel düşünebilme sanatında önde gelen isimlerin arasında yer alabilmek gibi. Ne kadar güzel düşünürsen o kadar güzel yaşarsın.

Duygularına ayak uydurabilirsen, gittiğin yollardan emin olursun. Taşlar yerine, güller karşılar seni. Azizliğine uğradığın hislerinin aynası, yine kendi içindekilerdir...

Yüreğinde hangi duyguyu besler büyütürsen, hayatında o duygular dallanır budaklanır. Kendi hikayenin kahramanı yine kendinsin. Öyleyse güzel hikayeler biriktirmek istersen ömrüne güzel duygular beslemeli içinde...

Öyleyse hadi bir değişiklik yap, güzel düşün de eylemlerine ve hayatına yansıyan güzellikleri keşfet... Yaşamında beyaz ışıklar yansın... Hayatının rotası senin elinde...

Güzelliklere yol alabilme gayreti gösterirsen, onlar da seni karşılar. Hiç bir mutluluk, tesadüf uğramaz yüreklere. Her mutluluk, zamanınsa çektiğimiz acıların ödülüdür. Sabrımızın ödülü…

Yüreğini, mutluluktan ayırma… Sabrederek… Her sabır, mutluluğa yaklaştırır insan yüreğini. Yaşamına akan her şey, senin karşılamanla ilgilidir. Yaşamda her şey bir misafir. Hiç bir duygu kalıcı yerleşmez yüreğe.

Hüzünler de huzur da… Sevgiyle aşarsın her türlü huzursuzluğu. Sol yanını sevgiden mahrum bırakmamalı. Bırak gönlün sevmek istiyorsa, sevsin alabildiğine... Sevsin ki sevebilmenin mertebesine erişebilsin gönüllerimiz.

Sol yanımızda sevgi duygusu olmasa, nasıl barış sağlarız? Küstüğümüz, sırtımızı döndüğümüz duygulara... Vuslat olmadığında boşuna sevmişiz diyoruz yanlışı burada yapıyoruz işte… Kalpler sevebilmeyi biliyorsa eğer... Kalbinin kıymetini bil… Boşver gerisini. Sen kalbine yönel.

İnsanoğlunun can damarında dolaşan kan sevgiyle beslenir, sevginin suyu ise, güzel sevmektir. Güzel düşünüp, güzel seven güzel yol alır. Gittiğiniz yolların kime çıkacağını öncesinde bilsek ve bizi nelerin beklediğini biri bize fısıldasa acaba bir anlamı kalır mıydı?

Hayatta yarının ne getireceğini bilmeden yaşamak çok daha güzel diye düşünüyorum. Bu bilinmeyen gizem insana iyi gelir bazen. Tabi bir de bildiğimizi sandığımız bilinmezliğin içine düştüğümüz durumlar oluyor. O farklı boyutu elbette.

BİLİNMEZLİKLER

Bilinenin içinde bilinmezlik yorar insanı. Bilinmeyenin içi zaten bilinmeyendir. Dolayısıyla gönlümüzü ferah tutmakta, çıktığımız yolu koşar adımlarla gitmektense belki on kez düşünüp bir defa adım atabilmeyi başarmak gerekiyor kendimize olan inancımız doğrultusunda.