OTİZMLİ AİLELERİN BÜYÜK KORKUSU

Antalya’da otizmli Civan Yüksel'in (17) annesi Nurhan (44) ile babası Aydın (43) Yüksel, otizmli çocuk sahibi ailelerin ‘Biz öldükten sonra bu çocuklara ne olacak’ korkusu yaşadığını belirterek, devletin ilgili kurumlarına çağrı yaptı. Nurhan Yüksel, “Ne olur bir kurum açın, bu çocukları sahiplenin” dedi.

Aydın ve Nurhan Yüksel çifti, Ordu'da yaşadıkları dönemde ikinci çocukları Civan'ı kucağına aldı. 3 yaşına gelen Civan'ın davranışlarında anormallik sezen Yüksel çiftinin Samsun'a götürdükleri oğullarına, otizm teşhisi konuldu. Jandarmada astsubay olarak çalışan Aydın Yüksel'in görevi nedeniyle çeşitli illerde yaşayan aile, Civan'ın çeşitli illerde tedavisini sürdürdü. Ankara'ya tayini çıkan Yüksel ailesi, Civan'ı Gülhane Askeri Tıp Akademisi (GATA) Gülsav Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi'ne göndererek, 7 yıl boyunca eğitim aldırdı. Yüksel ailesine ise otizmli bir bireyle nasıl yaşanması ve nelere dikkat etmeleri gerektiğine dair yıllarca özel eğitim verildi.

“DERECELER ELDE ETTİ”

Yaz tatillerinde deniz ve doğayla iç içe olan Civan'ın davranışlarının geliştiğini fark eden doktorlar, aileye böyle bir yerde yaşamalarını tavsiye etti. Tavsiyeye uyan Yüksel ailesi, Civan için Antalya'ya yerleşti. Muratpaşa ilçesindeki Ramazan- Hatice Savaş Özel Eğitim Merkezi'nde eğitimine devam eden Civan'ın atletizme yeteneği keşfedildi. Çeşitli yarışmalara katılan Civan, yüzde 90 ağır engelli otizmli bir birey olmasına rağmen uzun atlama ve koşu branşlarında dereceler elde etti. Okulunun tatil olduğu günlerde bir bağ evinde yaşayan Civan, doğanın içinde koşu yaparak, ağaçlardan meyve toplayarak, kümes hayvanlarını besleyerek ve annesine ev işlerinde yardım ederek günlerini geçiriyor. Civan'a özel eğitimler almasını sağlayarak, motor becerilerinin gelişmesine yardımcı olan Yüksel ailesi, en büyük korkularını ise DHA'ya anlattı.

HAYATI YENİDEN BAŞLADI

Anne Nurhan Yüksel, Civan'a otizm teşhisi konulmasıyla birlikte hayatın kendisi için yeniden başladığını anlattı. Yaşam tarzlarını Civan'a göre ayarladıklarını belirten Yüksel, eşi Aydın Yüksel'le birçok zorluğun üstesinden geldiklerini aktardı. Nurhan Yüksel "Samsun'da başlayan, Antalya'ya kadar birçok ilde serüven devam etti. En büyük teşhisi Ankara'da GATA'da koydular. Doktorlar, 'Senin çocuğun denizi, doğal ortamı seviyor. Senin o imkanı sağlaman gerekiyor' dedi. Ben de o yüzden Antalya'ya geldim. Eşimle birlikte taşındık. Ankara'daki evimi sattım ve Antalya'da bir bahçe aldım. Burada doğal ortam sağladım" dedi.

“BİZİM KANAYAN YARAMIZ”

Otizmli bireye sahip ailelerin birçoğunun bu tür imkanları olmadığını belirten Nurhan Yüksel "Anne baba ayrı, aileler parçalanıyor. Özel hayat diye bir şey kalmıyor. Çocuk ya annede ya babada kalıyor. Çocuğun olduğu tarafta da hayat diye bir şey kalmıyor. Çünkü tüm hayatı otizmli çocuğuna bağlı kalıyor. Otobüste, çarşıda o kadar güçlükle karşılaşıyoruz ki; nereye giderseniz gidin, size başka insan muamelesi yapıyorlar. Çocuklarımız sanki uzaydan gelmiş gibi davranıyorlar. Bu bizim içimizi acıtıyor. Bu bizim kanayan yaramız. Toplum olarak lütfen duyarlı olun, her konuda bize yardımcı olun. Aileler ne yapsın diye acıyarak bakmayın. Siz onlara neler yapabiliriz diye bir şeyler yapmaya çalışın" diye konuştu. Civan'la birlikte bağ evinde çok güzel zaman geçirdiklerini anlatan Yüksel "Civan'la bahçede birlikte sebze-meyve topluyoruz. Tavuklarımız var, yemlerini veriyoruz. Koşu, yürüyüş yapıyoruz. Önceden hayvanlardan korkuyordu, şimdi korkmaz hale geldi. Problem davranışlarımız yok denecek kadar azaldı. Birçok aile bunu yapamıyor, imkanı yok. Maddi manevi destek yok" ifadelerini kullandı.

“TEK İSTEĞİMİZ VAR”

Civan gibi birçok otizmli çocuğun geleceğinden endişe duyduğunu ifade eden Nurhan Yüksel "Lütfen bir anne olarak kamu kurum ve bütün mercileri sesimizi duyun. 'Biz öldükten sonra bu çocuk kimin yanında kalır, kime muhtaç olur' diye aklımıza getirmeyelim. Ne olur bir kurum açın, bu çocukları sahiplenin. Bu çocuklar ne yer ne içer diye düşünmeyin. Orada çalışsınlar, iş yapsınlar aileler gitsin görsün. Neyimiz var neyimiz yok alsınlar; yeter ki o çocuklar tek başlarına yaşayabilsin. Devletten tek istediğimiz şey budur" dedi.

“5 YIL ÖZEL EĞİTİM ALDI”

Baba Aydın Yüksel, hayatlarının dönüm noktasının GATA olduğunu vurguladı. Yüksel "Burada Civan'a mükemmel bir eğitim verildi. Hem de bize aile eğitimi verildi. Yaklaşık 5 yıl özel eğitim aldıktan sonra Antalya'ya yerleştik. Otistik Çocuklar Eğitim Merkezi'nde (OÇEM) ve özel eğitim kurumlarında özel eğitimler aldık. OÇEM'deki dersleri esnasında spor öğretmenlerinin yönlendirmesiyle Civan'ı atletizme, özellikle uzun atlama ve kısa mesafeli koşulara yönlendirdik. Birçok madalya kazandı ama bizim için önemli olan madalya değil, önemli olan Civan'ın bu tür etkinliklerde yer alabiliyor olması" diye konuştu.

“ÇOCUKLARA NE OLACAK”

Aydın Yüksel "Otizmde maalesef iyileşme yok. İyileşme olmadığı için çocuklar birileriyle yaşamak zorunda. Biz buradayız. Karnı acıktığında yemeği pişirip, önüne koyabiliriz. Temizlik ve bakım ihtiyaçlarını giderebiliriz ama bizden sonra bu çocuklar birilerine bağımlı yaşamak zorundalar. 'Benim çocuğum çok iyi seviyelere geldi' diyen ailelerde bile çok hızlı geriye dönüş görebiliyoruz. Artık bu çocuklar büyüyor, birey oluyorlar. Biz yaşlanıyoruz. Hayatın olağan akışında Civan bizden sonraya kalacak. Dualarımız kalmaması doğrultusunda, içimiz acıyarak söylüyoruz bunu. Bizden sonra bu çocuk ne olacak en büyük korkularımızdan biri bu" ifadelerini kullandı.

“TESİSLERİN KURULMASINI İSTİYORUZ”

Devletin bu özel çocuklar için hayatlarını idame ettirebileceği, yaşamlarını ömürlerinin sonuna kadar sürdürebileceği ortam yaratmasını istediklerini belirten Yüksel, şöyle konuştu:

"Bu çocuklar konuşmuyor. Duygusal bedensel ve maddi olarak istismara açık. Uğradıklarında bunları dile getiremeyecek seviyede çocuklar. Bu yaşam merkezlerinin hemen hemen her ilde açılması lazım. Hayatın olağan akışı içerisinde Civan'ı var etmeye çalışıyoruz. Ama bunu kaç aile başarabiliyor. Yüzde 1 ya da daha küçük bir rakam. Bizden sonrasını düşünmek zorundayız. Devletin ilgili kademelerinin bu çocuklara sahip çıkmasını, bu çocuklar için gerekli tesislerin kurulmasını istiyoruz."

DHA