MEDYEN KAVMİ VE EYKE ASHABI

Sapık fikirlerinden dolayı kısa bir süre sonra Meyden Kavmi tümüyle yerle bir olmuştur. Günümüzde de benzer sapık fikirlerle mazlum halkları sömüren egemen güçler de hiç şüphesiz helak olacaklardır.

Medyen’in tümüyle yerle bir edilişi, komşu halkların dilinde darbı mesel olmuştur. Davud (a.s.) zalimlere karşı Allah’ın yardımını şöyle istiyordu:

 “Senin kullarına karşı sinsice planlar yapan bu hainlere Medyen Halkı’na yaptığını yap”, İşaya Peygamber’de İsrailoğullarına”… Asurlu’dan korkma… O, asasını Mısır’ın üzerine kaldırdığı gibi kaldıracak… Orduların Rabbi, Medyen vurgununda olduğu gibi kırbacı ona karşı kımıldatacaktır…” diyerek teselli vermiştir.

Kuran’da Araf Suresi’nde bu kavimle ilgili olarak şöyle bahsedilmektedir: “Kavminden ileri gelen kâfirler dediler ki: ‘Eğer Şuayb’e uyarsanız o takdirde siz mutlaka ziyana uğrarsınız. Derken o şiddetli deprem onları yakalayıverdi de yurtlarında diz üstü donakaldılar.

Şuayb’ı yalanlayanlar sanki yurtlarında hiç oturmamış gibiydiler. Asıl ziyana uğrayanlar Şuayb’ı yalanlayanların kendileridir. (Şuayb), onlardan yüz çevirdi ve (içinden) dedi ki: ‘Ey kavmim, ben size Rabbimin gönderdiği gerçekleri duyurdum ve size öğüt verdim. Artık kâfir bir kavme nasıl acırım”

Meyden Kavm’nin önde gelenlerinden küfre sapanlar : “Şuayb’e uyarsanız kayba uğrayanlardan olursunuz” diyerek halkı şöyle uyarıyorlardı: “Dürüstlük, doğruluk, ahlak ve iyilik gibi hususları temel ilkeler kabul eder ve uygularsak biz o zaman tümüyle mahvoluruz. Biz ticaret ve alışverişimizde doğruluk ve dürüstlüğe uyar ve mesleğimizi bunlara göre sürdürürsek, ticaretimiz kesinlikle büyümez, serpilmez.

Bunun yanında, en önemli kervanların, güzergâhlarının kesiştiği bölgede yer alan şu coğrafi konumumuzdan yararlanamaz bu yörenin uslu vatandaşları olur ve kervanların geçip gitmelerine bir şeyler yapmadan seyirci kalırsak işte o zaman bu stratejik durumun sağlamakta olduğu bütün siyasi ve ticari avantajlarımız bitti demektir. Bu da komşu ülkelere karşı olan hâkimiyetimiz ve etkinliğimizin de bir sonu demektir.” İşte bu mahvolma korkusu sadece Hz. Şuayb Kavmi’ne özgü bir olay değildir.

Sefih toplumlar, hak, doğruluk ve dürüstlük hakkında, her zaman aynı tedirginliği duymuşlardır. Yalan, üçkâğıtçılık ve ahlaksızlığa başvurmaksızın ticaret, siyaset ve diğer dünyevi şilerin yürütülmesinin imkânsız olduğu düşüncesi tarih boyunca bütün iflas etmiş toplumların görüşü olagelmiştir.

Bundan dolayı da Hak Devlet’e karşı her zaman yapılan en büyük itiraz, “eğer bilinen o dalavereli yollar bırakılır ve doğru yola uyulursa ilerleme sağlanamayacağı ve toplumun yıkılacağı konusundadır. Burada anlatılan bütün bu olayların derin manaları vardır.