KELİMELERİN GÜCÜ...
"Duaların gücüne inanır mısın?" diye bir soruya
muhatap olmuştum. Kestirmeden verilecek cevabın gerekçelerinin de
sorgulanacağını bildiğimden makul bir açıklama için zihnimin düşünce akışını
hazmetmesine kısa bir an izin vermiştim.
***
"İnsan," dedim "yaratılışı gereği içinde
bulunduğu ortamdan, olaylardan etkilenen bir varlık. Beyne emir olarak
gönderilen mesaj, metabolizmayı o yönde etkiliyor. Amansız bir hastalığa
yakalanan veya içinden çıkılması zor bir durumdaki insanların bu sıkıntılardan
kurtulacağına kuvvetle inancı, onu çareler aramaya, çözümler bulmaya yöneltir.
Aksi ise çaresizliktir, teslimiyettir. Öyleyse duanın gücü; inancın ve
samimiyetin derecesine göre vaziyet alır ve dua bir temennidir, bir güzel
sözdür.
Yetişkin insan davranışları, genel kabullerinin kapalı veya
açık olmasından etkilenir. Kapalı olan genel kabul fatalisttir. Muhakemenin
nesnel olduğu genel kabuller ise esnektir, yeniliğe açıktır. Yalnızca insanda
mı? Bir katkı yapalım:
***
Deney Dubai'de yapılmış. Aynı tür iki çiçeği fiziksel
ortamları aynı iki ayrı odaya koyarlar. İki çiçeğin bakımları eşit düzeyde
yapılmakla birlikte birine her gün küçük düşürücü sözler, diğerine sevgi
sözleri söylenmektedir. Otuz günlük bakımın sonunda sevgi sözleriyle bakılan
çiçeğin gümrahlaştığı, yapraklarının canlılığı göze çarparken diğerinin
solmakta olduğu görülür. Kelimelerin gücü...
"Keleci bilen kişinin yüzünü ağ ede bir söz
Sözü pişirip diyenin sözünü sağ ede bir söz"
***
Güzel sözlerin kişinin itibarını artıracağını, muhataba
yerinde ve kararında iletilen sözlerin söyleyene ve söylenene huzur, sağlık
vereceğini ritmik ahenkle dile getirir Yunus. Durmaz:
"Söz ola kese savaşı söz ola kestire başı
Söz ola ağulu aşı bal ile yağ ede bir söz"
"Gel otur!" demeyle "Geç otur!" sözü
arasındaki farka dikkat edelim. İki sözde yalnızca bir harf farklı ve ikisi de
oturmak eylemini hedef alıyor. Ancak ilkindeki samimiyet, zarafet, muhataba
duyulan saygı ikincisinde var mı?
***
Meşhur kıssadır. Derslerini zamanında yapmayan, şımarık bir
paşa oğluna kızan hocası: "Oku da adam ol, baban gibi eşek olma!"
der. Şımarık çocuk durur mu yetiştirir sözü hemen babasına. Paşa, hocayı
huzuruna çağırır, izahat ister. "Paşam," der hoca "söz bana
aittir amma söylenişi öyle değildir. Derslerini yapmamıştı oğlunuz. Dedim ki
"Oku da adam ol baban gibi, eşek olma!" Paşanın hiddeti sükûnete
dönüşür, hocaya teşekkür eder. Yazımda virgül, söylenişte yarım nefes...
İlkinde paşaya hakaret ikincide paşaya hürmet olur, bal ile yağ olur.
Kelimelerin gücünü anlatmaya devam eder Yunus:
"Kişi bile söz demini demeye sözün kemini
Bu cihan cehennemini sekiz uçmağ ede bir söz"
***
Zamanında ve kıvamında söylenen güzel sözün, olumlu mesajın,
insanın yaşamdan zevk almasına nasıl katkı sağladığını; gündelik hayhuylarla
geçen cehennem hayatının güzel sözlerle cennete dönüştürülebileceğini mısra
teline vurur.
Güzel konuşan, kendisini dinleten insanlara "ağzından
bal damlıyor" sözünü uygun görmüşüz; güzel sözü Yunus gibi bal ile özdeşleştirmişiz.
***
Muhatabımızı incitmemek, doğabilecek sonuçlardan kendimizin
de etkilenmesini önleyebilmek için "Boğaz dokuz boğumdur." demişiz.
Gönül kırıcı, küçük düşürücü kem sözlerden sakınmamız için
dil yarasını, el yarasından üstün tutmuşuz. Alındığımızı çok belli etmemek için
"Kem söz sahibine aittir." demiş, işin içinden çıkıvermişiz.
İster evrene olumlu mesajlar göndermek densin ister beyne
komutlar... Temenniyi, iyi dileği, duayı gönülden gönderen kelimeler yaşama
sevgi verir, tat katar, huzur sağlar, güç koyar; işi kolay kılar.
SON SÖZ
Hayata hoş sözlerle bezeli bir selam ile dostların
gönüllerinde buluşmak dileklerimle...