KARANLIKTAN AYDINLIĞA

Esselamu aleyküm arkadaşlar! Kur’an-ı Kerim’i  bir rehber bir hayat kitabı olarak görüyor muyuz? Onunla ne kadar haşir-neşiriz ne kadar ilgiliyiz diye hiç soruyor muyuz kendi kendimize?

Bu uzun güz gecelerinde en çok ne ile meşgulüz? Kur’an-ı Kerim her zaman her yerde elimizin altında bir el kitabı mı? Kur’an-ı Kerim müttakiler için (sakınanlar ve arınanlar için) bir yol göstericidir. İnsanları karanlıklardan aydınlığa çıkaran bir hidayet şifa ve rahmettir diyor ayeti kerimede.

İnsanın mutluluğuna sebep olacak, kalbini Allah’ın zikri Kuran ile sakinleştirecek, yaşam tarzını ona göre düzenleyenlere ne mutlu! Ne mutlu o inananlara ki Kuranı okumayı kendisine günlük vird etmiş ve asli vazifesini öğrenmek için zaman ayırmış, evrensel ilkelerini de yaşamına uygulamıştır.

Eskiden büyüklerimiz Kuranı Kerim’in Arapçasını okurlardı bizi de Arapçasını okumaya yönlendirirlerdi (taklidi iman) Meal ve tefsir okursak anlayamayacağımıza,  Kuran’ın hep anlaşılmaz olduğuna dair bir inanış vardı. Kuran daima yukarı tereklerde durur, ölülere okunurdu. Çok şükür ki okur-yazar oranlarımızın artması ile insanlarımız araştırmaya anlamaya yönlendiler( tafsili imana).

Kuran ölülere okumak için değil, bilakis dirilere inmiştir! İnananların hayatlarını düzeltmek için bir anasayadır! Yol gösterici bir rehber olan her çağa uyan güzel mesajlar veren evrensel bir kitaptır. İnsanlara eski kıssaları anlatarak, onları düşünmeye tefekkür etmeye öğüt almaya yönlendirir. İşte bu yüzden ilk emir “okudur”. Okumadaki kasıt acaba bizim anladığımız gibi midir?

Aslolan, kainat kitabını okumamız yaradılışımız hakkında düşünmemiz, emir ve yasaklarının iyice anlamamız için değil midir? İşte bu noktada, anlaşılması için meal ve tefsir okumamız gerçekten çok önemlidir.

Bugün birçoğumuz Arapçasını defalarca kez hatmetmişizdir belki hiç okumayanlarımız da vardır tabii ki! Asıl mesele ömrümüz boyunca Türkçesini kaç kez okumuşuzdur? Ne anlamışız neyi öğrenmişizdir. Bize “ilk emri oku” olan Rabbimiz yine, bize ilk suali “niye okumadın “diye sormaz mı?

Mü’min ile kafir iyilik yapan ile günah işleyen itaatkar ile fasık bir olur mu? Hiç görenle görmeyen bilenle bilmeyen bir olur mu? Kendisine Rabbinin ayetleri öğüt verildikten sonra onlardan yüz çevirenden daha zalim kim olabilir? Secde/22

İnsan kendi tercihleriyle insandır. Ziyan olmamak için hep bir arayış ve hakikatin peşinde sürüklenir durur. O yüzden en çalkantılı, umutsuz zamanlarında bir kurtarıcıya ihtiyaç duyar.

Rabbimizi bilmek, onu tanımak ve araştırmakla olur ve ilim ile amelin birlikteliğiyle. Hatta bazen bilmekte yeterli olmayabilir, bildiğini yaşamına uygulamak en güzelidir.

Kuran der ki; İnsanı ahseni takvim suretinde yaratan Allah, insanoğluna sınırsız nimetler bahşetmiştir. Kışın ardından nasıl çorak toprakları canlandırıp bin bir nimeti fışkırtan, baharda bin bir çeşit nebatatı var eden çiçeklerle dünyamızı süsleyen, rüzgar ve yağmur ile destekleyen Allah’ın kudret delillerini görmüyorlar mı? Ne güzel anlatır ayetlerde.

Ve yine, takva sahibi müminler için hiçbir gözün görmediği hiçbir kulağın duymadığı hiçbir kalbinde içinden geçirmediği sonsuz nimetlerin hazırlandığı bir cennet müjdesi veriliyor. Ne mutlu o takva sahiplerine.

Onlar ki namazlarını devamlı kılar oruçlarını tutar mallarını gizli ve açıktan infak eder (ne israf ne cimrilik eder). Ahirete de kesin inanırlar, iffetlerine önem verirler verdikleri söze ve emanete riayet ederler. Onlar ki tefekkür ve tevekkül ederler yaptıkları her işte Rablerinin rızasını ararlar. İşte bunları yapıp, ateşten kurtularak feraha eren kişilerdir. Ve “iyilerin konağı olan cennete” girerler.       

Evet arkadaşlar  yeryüzünün halifesi olan insan ve ona bahşedilen nimetler; onun şükrü ile birleşen güzel bir amel(takva sahibi olmak) mü’minlerin özelliklerinden biraz bahsettik ve bunları karşılığı olan sonsuz ve sınırsız bir cennet ve bunların Maliki olan, sonsuz merhametli olan bir Rab.

Onu tanımak isteyen evvela kitabını okur, mesajlarını anlar, hakikatlerini öğrenir! Bir düşünün, Allah’ı bulan neyi kaybeder ve Onu kaybeden neyi kazanır? Yani onu bulan her şeyi bulur. Onu bulmayan hiçbir şeyi bulmaz, bulsa da başına bela olur.

KUTSAL KİTABIMIZ

Kuran; bütün insanların kurtuluşu için, önlerini aydınlatan ufuklarını açan güven sağlayan basiretleriyle Allah’a yaklaştıran bir yol gösterici olan hidayet ve rahmettir! Her daim Kuranı Kerim’i bir el-kitabı olarak, hayatımızda her safhasında yer alması duası ile lütfen Kuran okumaya gayret edelim .Selametle kalın. Muhsine bir kul.

GÜNÜN HADİSİ

Efendimizin (sav) bir hadisi şerifinde der ki; Kuran okuyunuz çünkü Kuran kıyamet gününde kendisini okuyanlara şefaatçi olarak gelecektir buyuruyor. (Müslim)