KALP KIRMAMAK

Kalp, imanın konakladığı evdir. Kalp kırmanın haram olduğunu hepimiz biliriz. Kalp kıranın 70 defa Kabe-i Muazzama’yı yıkmak gibi korkunç bir günah kazandığını da biliriz.

***

Atalarımız ne kadar veciz söylemiş: ‘Bak şu çeşmenin haline, su içecek tası yok. Kırma kimsenin kalbini, yapacak ustası yok’. Anlayana bu nasihatler bir ömür boyu yeter de artar bile.

***

1992 yılında Süleyman Hilmi Tunahan efendi hazretlerinin seçkin talebelerinden Bilecik eski müftüsü Mehmet Emre hoca efendi ile Meltem mahallesinde damadının evinde sohbet ediyorduk.

***

Ben ona dedim ki -Efendim ben topluluğa karşı sohbet ederken biraz sert konuşuyorum. Mübarek iki kelime söyledi ama kulaklara küpe olacak cinsten. – Kırmadan, kırılmadan.

***

Şöyle bir düşündüm; bu nasihat hayatımızın her anında çok önemli ve geçerliydi aslında. Ailede, okulda, askerde, toplumda kısacası her yerde. Demek ki biz birinin kalbini kırarsak o da bizim kalbimizi kırıyor ve kavgaya dönüşüyor.

***

Mesela trafikte araç sürerken insanlık hali şoförün biri hata yapar. Karşıdakinin tavrı en kibar haliyle ‘Geri zekalı, ehliyeti manavdan mı aldın?’ gibi gurur kırıcı, aşağılayıcı sözlerle kavganın fitilini ateşlemek oluyor.

***

İşte o an bazıları kavga olmasın diye sukut ediyor, alttan alıyor. Fakat bazıları da ‘Sen benle bu şekilde konuşamazsın, sen kimsin?’ gibi sözlerle olay büyüyor. Allah korusun sonuç levye demiriyle bitiyor.

***

Eğitmenler bu duruma ‘sürüngen beyin’ diyor. İnsanın normal hali, beyni devre dışı olup sürüngen beyne bağlıyor. Bu gibi anormal durumlarda sürüngen beyne bağlamadan sakin kalabilmek gerekiyor.

***

Aslında bir trafik lambasında yaşanan hadise büyümese ve karşılıklı anlayışla geçiştirilebilse bir sonraki lambaya gelindiğinde konu unutulmuş olacak. Bu mesele toplumsal ve sosyolojik bir hal.

***

Yıllar evvel okumuştum, iki Japon genci bisiklet sürerken çarpışıp yere düşmüşler. Yerden kalkan ‘Kardeşim suç bende, beni affet’ demiş ve birbirlerinin boynuna sarılmışlar.

***

Toplum olarak bizim bu tabloya o kadar çok ihtiyacımız var ki, özellikle içinden geçmekte olduğumuz zorlu bu günlerde. İşin diğer boyutunda ise bizlerin Müslüman olarak birbirimize daha hoş görülü davranmamız icap etmez mi?

***

Hz Allah’ın bizzat yarattığı kalp görünüşte bir avuç et değil mi? Ama kalbin büyüklüğü konusunda Hz Şems ne güzel konuyu özetlemiş: ‘Allah-ü Teala sadece kalbi verir, içini sen doldurursun.’

***

Olağanüstü bir söz değil mi? Herkes kalbinin ekmeğini yer aslında. Kalbimizden güzellikler geçiyorsa karşımıza güzellikler çıkar. Bu devirde kimseye iyilik yapılmaz diyerek öldürmeyelim kalbimizdeki iyiliği. İyilik evrenseldir, zamansızdır.

***

SON SÖZ

Rabbimizden günahlarımızın affını isteyip cennete girmek istiyorsak hoş görülü olalım, kalp kırmayalım. Hata yapanları da affedelim ki onlar da cennete girsin. Biz evimizin önünü süpürürsek dünya temiz olur. Yüce Rabbim hepimizi hoş görülü ve kalbi güzelliklerle dolu insanlardan eylesin! (amin)