GİDEN VE KALAN
Giden mi suçludur her zaman?
Ne zaman başlar ayrılıklar
Dostluklar biter ne zaman
Her geçen gün bir parça daha
Aldı götürdü bizden
Aynı kalmıyordu hiçbir şey
Değişiyordu her şey kendiliğinden
Artık çözülmüştü ellerimiz
Artık bölünmüştü yüreğimiz
Birimiz söylemeliydi bunu
Ötekini incitmeden
Kimdi giden kimdi kalan
Aslında giden değil
Kalandır terkeden
Giden de
Bu yüzden gitmiştir zaten (*)
Bir ilişki bittiyse gidendir suçlu olan, görünürde terk eden
O’dur çünkü! Çoğunluğun aklıyla düşünenlerin aklına gelmez, giden, “neden
gitmiştir?” sorusu. Gösterilen bir yanıt varsa ortada, görülemeyen yanıta kanıt
olacak, görülmeyen sorular sormanın gereği yoktur, gösterilenleri gören bir
toplulukta yaşayanlar için…
Gitmek, kaldığı süreçte duyulmamış çığlıkların, derin ve
sessiz isyanıdır şimdi. Kimse bilmez ve kimsenin aklına gelmez. Aynı takımın
oyuncuları olarak başladıkları oyunda, Kalan, tüm topları ortak kalelerine
atmıştır yıllarca… Giden, her biri hayal kırıklığı yüklü toplarını toplar ve
gider… Oyun biter!
İkili ilişkilerde işitilmemek, ilkbaharda mısır patlağı gibi
açan badem ağacı çiçeklerinin don yemesi gibidir. Ölümcüldür. Gündüzün
sıcaklığına aldanırsın, bin bir çiçek açarsın… Gece bir don olur, tüm
çiçeklerin ölür… Bahar gelmiştir ancak, mevsim sende kış kalır; hiçbir çocuk el
uzatmaz dallarına, yemişlerin öldürülmüştür. Tanıksız ve kusursuz bir
cinayettir yaşanan!
Gecenin ayazını, güneşle ısıtamazsın… için üşümüştür,
ısınamazsın! Yalnız, ısısız ve yemişsiz
kalırsın, bu ölümdür, ancak umut hiç bitmez… yaşanmamışlıklara özlemleri bir
başka bahara aktarırsın… Fakat her bahar aynı hayal kırklığını yaşarsın… O
özlem duyduğun bahar hiç gelmez… Gelmeyeceğini bilirsin ama umut etmeye devam
edersin, ama o gelmez… Artık tek mevsimlik bir ilişki döngüdür yaşanan… Her
mevsim aynıdır, her bahar kıştır… Yaşama yüklenen anlamlar, açmadan solan
çiçeklerinden ibarettir, yaşanan kusursuz bir cinayettir.
Şimdi ve gelecekte, kilometrelerce uzanan bir geçmiş
yatmaktadır. Giden için geriye kalan, geçmişin istilasına uğramış bir şimdidir.
Mevsimler boyu tek mevsimlik kalmalara alışmış, geçmişin istilasına uğramış bir
şimdiyle baş başa kalan için “gitmek”, devrimci bir eylemdir. Peki, ne zaman?
Ya şimdi ya da hiçbir zaman… Başka bahara aktarılan umutlar tükenmiştir artık.
Başka diye bir şey yoktur. Sonra yoktur.. Başta var olana dair her şey yok
olmuştur…
Belki “Kalan” en güzel mevsimdir, ama rüzgârı “Giden”in
dallarını kırmış, ayazı çiçeklerini soldurmuştur. Belki de “Kalan” kendi
mevsimine uygun, güçlü dalları olan, daha dayanıklı ağaçlar bulmalı ve “Giden”
kendine daha nazik bir mevsim seçmelidir… Ya da “Giden” kendi küllerinden kendi
mevsimini yeniden yaratmalıdır.
SON SÖZ
Kimsenin aklına gelmeyen
“Kimdi Giden?”
“Kimdi Kalan?
“Kalan”dır terk eden
“Giden” de bu yüzden gitmiştir zaten….
(Şiir Murathan Mungan’dan alıntıdır)