DÜNYAYI SEVGİ KURTARACAK

Adam, kadına "Her gelen bir parçamı aldı gitti benden, son bir parçam kaldı o da kalbim. Al senin olsun." dedi. Adam öleli olmuştur on dokuz sene. Ve kadın hayatına bir daha kimseyi alamadı...

Bir arkadaşım var, gerçi ona arkadaş demek biraz hafif kalır öz kardeşim gibidir. İsmini vermek istemiyorum lâkin bir zamanlar zenci diyorlardı ona. İlk tanışmamız 2015 yılında aynı okul sırasını paylaşırken oldu.

Hatta biliyor musunuz çok büyük kavga etmiştik ama öyle tuhaf bir tanışmamız oldu ki kavganın ortasında durup soslu makarna tarifi vermiştim sonra yine kavgaya devam etmiştik. İkimizde sınıf tekrarı mağduruyduk. Bu bozuk eğitim sisteminin kurbanlarındandık yani.

Kitabın ilk sayfasında da bahsetmiştim size fırtınalı bir lise dönemlerim oldu göze batan öğrenciydim diye. İşte tamda o zamanlarda tanışmıştık. O okuldan ayrıldığım zaman benim ardımdan haklarımı savunduğu için o da okulundan olmuştu. Ama kader bu ya bizi başka bir okulda denk getirdi. Her neyse tanışma faslımızı da anlattığıma göre asıl konuya gelebilirim.

Okulun öğle molasında çıkmıştık dışarı. İkimizin de üzerinde müthiş bir sıkıntı. Henüz ne olduğunu da çözemiyoruz. Aldık gazozlarımızı oturduk bir kaldırım köşesine. Siz görseniz bizi sadece oturuyor sanırsınız ama hayır biz orada susarak dertleşiyoruz.

Hayat bazen karşınıza öyle bir insan çıkarır ki sizin konuşmanıza bile fırsat vermeden sizi anlayan, sürekli kavga etseniz bile yine dönüp dolaşıp sizi bulan... İyi ki dediğim her şeyin arasında bu arkadaşımda yer alıyor.

Biz o kaldırım köşesinde 1 saat boyunca oturup tek bir kelime bile etmedik. Sadece sustuk... Neydi bizim bu sesimizi soluğumuzu kesen şey, neydi bizi bu kadar yoran şey? Anlamlandıramıyorduk. Tek gerçek vardı artık eskisi gibi gülemiyorduk da. Yüzümüzden gülümsemelerimizi bile çalmışlar meğerse...

On sekiz yaşında bizi bir kaldırım köşesine oturtup bu kadar düşündüren şey neydi? Ailevi olaylar mı? Gönül işleri mi? Sınav stresleri mi? Gelecek kaygısı mı? Hiç dikkat ettiniz mi artık insanlar mutlu olamıyor.

Herkesin bir derdi var fakat derdinin de ne olduğunu bilinmiyor. Sadece asık suratlarımızla rutin işlerimizin peşindeyiz ama sorsalar iyiyizdir. İnsanların artık konuşmaya bile mecali yok belki de zamanında çığlık çığlığa bağırdığımız şeylerde susturuldular o yüzden midir?

Önemli olan yaş değil ki. O yaş aralıklarında ne yaşadığındır. Sürekli susturuldum. Sürekli ertelendim. Küçüksün anlamazsın, küçüksün sen ne bilirsin dediler. Önce konuş dediler konuştuklarım ağır gelince sus dediler. Susmayınca nefesimi kestiler, susmak zorunda kaldım.

Kız halinle yapamazsın dediler. Elimi neye atsam hevesimi kırdılar. Sen kızsın niye sevdiğinin peşinden gidiyorsun dediler. Yahu bunun cinsiyetçilikle ne alakası var? Sevdiğim adamın bir gülüşüne şiirler dokuyacak iken eleştirileri ile kalemimden mürekkebimi çaldılar. Üstelik bunu yapanlarda aynı sıraları paylaştığım insanlardı.

NEDEN KORKUYORSUNUZ?

Bu ne paçozluk, az giyinmesini bil dediler. Giyinip kuşanınca 'bu da iyice yoldan çıktı' dediler. Etek boyuna göre namusu ölçtüler santim santim... İnsanlar hep bir şeyler deme peşindeler. Ama henüz daha ne diyeceklerine onlarda karar veremiyorlar. Birisini sevdim, takıntılı dediler. Yahu kardeşim sevmekten neden korkuyorsunuz bu kadar? Birisine sorgusuz sualsiz gönlünüzü teslim etmekten, düşünmekten, özlemekten, gözlemekten... Siz bilmiyor musunuz bu dünyayı sevgi güzelleştirecek?