Cevdet Yılmaz: Boykotun tutmadığını söyleyebiliriz
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, 2 Nisan’daki boykot çağrılarının ekonomiye etkisini değerlendirerek, “BKM (Bankalararası Kart Merkezi) verilerine baktığımızda, çarşı pazara baktığımızda böyle bir etkilenme söz konusu değil. Boykotun tutmadığını söyleyebiliriz.” dedi
Yılmaz, CNN Türk canlı yayınında gündeme ilişkin soruları
yanıtlayarak değerlendirmelerde bulundu.
Ekrem İmamoğlu'nun tutuklanması sonrası protesto olaylarına
ilişkin Yılmaz, "Kamu düzenini bozmadan, şiddete yönelmeden, hukukumuzda
ve evrensel hukukta suç olarak tarif edilen eylemlere girmeden her türlü
demokratik faaliyet elbette gerçekleştirilebilir. Sokaklarda şiddet olaylarına
zemin hazırlayan kutuplaştırıcı, ayrıştırıcı bir dil hiçbir şekilde demokratik
bir dil olamaz." diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, tutuklamaların, yargının
güçlü deliller ve delilleri karartma ihtimali gördüğünde başvurduğu bir yöntem
olduğuna dikkati çekerek, şöyle devam etti:
"Bir yolsuzluk iddiası var. Yürüyen bir soruşturma var.
'Hiçbir şeye ben cevap vermem, hiçbir şeyi kale almam. Hukuki hiçbir argümanla
karşı çıkmam. Tamamen siyasi bir alana bunu çekerim.' gibi bir anlayış var.
Bunu da gördüğünüz zaman ister istemez şu soruyu sormak durumundasınız: Demek
ki hukuki süreçlerde kendinize, hukuki argümanlarınıza güvenmiyorsunuz ki olayı
tamamen siyasi bir alana çekme gayreti içindesiniz. Yargı bunu ciddi görüp
üzerine gitmişse yapmanız gereken hukuki olarak bu argümanları çürütmeye
çalışmak, hukuki olarak burada haklılığınızı ortaya koymaya çalışmaktır."
Yılmaz, İBB yönelik terör soruşturması kapsamında tutuklu
bulunan İBB Genel Sekreter Yardımcısı Mahir Polat'ın sağlık durumunu ve yaşanan
süreci de değerlendirdi.
"Suç ne olursa olsun, bir kişinin hukuk önündeki konumu
ne olursa olsun, devlete, kurumlarına düşen insanların hayatını, sağlığını
korumaktır." diyen Yılmaz, Polat'ın hastaneye sevk edildiğini, büyük bir
tıbbi müdahale gerçekleştirildiğini anlattı.
Yılmaz, ardından bu şikayetlerin sürdüğü ifade edildiği için
tekrar Adli Tıp Kurumuna müracaatın söz konusu olduğuna dikkati çekerek,
"Dolayısıyla 'Adli Tıp'a gidecektir.' diye düşünüyorum. Adli Tıp,
sağlıkçılar ne karar verirlerse o yönde de işlem yapılacaktır. İşlediği suç ne
olursa olsun, hapishanelerde olanlar devletimize emanettir." ifadelerini
kullandı.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, gençlerin sokak
gösterilerinde şiddet ortamlarına yönlendirilmesine karşı çıkarak bunun
sorumsuz bir siyaset anlayışı olduğunu dile getirdi.
"İzin alırsınız, belli bir ortamda toplanırsınız,
protesto edersiniz, fikirlerinizi ifade edersiniz. Bununla ilgili hiçbir
tartışma söz konusu değil ama sokakların terörize edilmesi kabul
edilemez." diyen Yılmaz, çocukları böyle ortamlara sevk edip sonra da
timsah gözyaşı dökenlere prim vermemek gerektiğine inandığını kaydetti.
Yılmaz, son gelişmeler üzerine ekonomi yönetiminin gerekli
mesajları verdiğini, tüm kurumların koordinasyon içinde önlem aldığını dile
getirerek, "Dolayısıyla bir etkilenme var ama bu etkilenme daha çok
finansal piyasalarda beklentiler üzerinden, risk algıları üzerinden oluşan bir
etkilenme. Bu da kısa vadeli. Bunun etkilerinin ben çok abartılmaması
gerektiğine inanıyorum." değerlendirmesini yaptı.
Türkiye'nin rezervlerinin güçlü olduğunu, kurda yaşanan
hareketliliğin dış ticaret açısından bakıldığında götürüsü kadar getirisi
olduğunun altını çizen Yılmaz, önemli olanın programın ana çerçevesi ve
istikameti olduğunu bildirdi.
"BOYKOTUN
TUTMADIĞINI SÖYLEYEBİLİRİZ"
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, 2 Nisan'daki boykot
çağrılarının ekonomiye etkisini değerlendirerek, "BKM (Bankalararası Kart
Merkezi) verilerine baktığımızda, çarşı pazara baktığımızda böyle bir etkilenme
söz konusu değil. Boykotun tutmadığını söyleyebiliriz." dedi.
Çağrının başından itibaren yanlış olduğuna işaret eden
Yılmaz, "Siz, ekonomiyi hedef alıyorsunuz. 'İktidara zarar vereceğiz.'
derken bütün ülkeye, milli menfaatlere, ekonomiye zarar verir bir pozisyona
düşmüş durumdasınız." diye konuştu.
Yılmaz, boykot ettiklerinin milletin ve 85 milyonun
ekonomisi olduğunu, boykot çağrılarının muhalefet içi çekişmelerden
kaynaklandığını söyledi.
Merkez Bankasının rezervlerinin yeterli seviyede olduğunu,
bir miktar kaybın yaşandığını fakat kritik eşiğin altına düşmediğini dile
getiren Yılmaz, "Merkez Bankası, rezervlerini kullandığı zaman bunlar
buharlaşmıyorlar. Böyle hesap yapanlar var. 'Yaktı' diye ifade kullananlar var.
Sanki buharlaştı gitti. Karşılığında sonuçta TL alıyor. Onu da değerlendiriyor.
Yarın konjonktür farklı olduğunda dönüp tekrar bunu rezerv birikimi için
kullanabilecek durumda. Yakma, buharlaşma değil bir şeyin başka bir şeye dönüşümü
söz konusu." dedi.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, "yabancı
yatırımcıların temkinli davrandığı, Türkiye piyasalarından çekildikleri"
iddialarının sorulması üzerine, "Niye yabancılar çekildiler? 'Gezi benzeri
uzun vadeli bir kargaşa olur mu ülkede?' endişesi oluşturuldu. İşin özü bu yani
'İş, ekonomik olmaktan ziyade güvenlik açısından kötümser bir sürece dönüşebilir,
Gezi benzeri güvenlik sorunu mu olur?' diye bir endişe oluştu. Bunun böyle
olmadığı kısa sürede zaten görüldü." diye konuştu.
Fransa'nın başkenti Paris'te katıldığı "Ukrayna için
barış ve güvenlik" konulu toplantıda sadece Ukrayna'nın değil Avrupa'nın
da geleceği ve güvenliğinin konuşulduğunu aktaran Yılmaz, geçmişte Türkiye'yi
bu toplantılara uzun süredir davet etmediklerini söyledi.
Yılmaz, hem güvenlik hem de ekonomik açıdan Avrupa ile
Türkiye arasındaki diyaloğun yeniden başladığını görmenin gerçekten sevindirici
olduğunu belirtti.
Başlayan diyalog sürecinin her düzeyde devam etmesi
gerektiğine inandığını dile getiren Yılmaz, vize kolaylığından Gümrük
Birliği'ne her alanda ilişkiler için yeni bir fırsat oluşmuş göründüğünü
kaydetti.
Yılmaz, Rusya-Ukrayna Savaşı'nın sona ermesi için ABD
Başkanı Donald Trump yönetiminin bu yöndeki çabalarını, öncelikle ateşkesin
sağlanmasını, sonra da kalıcı barışın oluşması yönündeki çabalarını
desteklediklerini anlattı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın hem Rusya Devlet
Başkanı Vladimir Putin hem de Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy'le çok
iyi diyaloglarının olduğunu, Türkiye olarak barışçı çözüm oluşması için her
türlü katkıyı verdiklerini söyledi.
"AMERİKAN PAZARI
AÇISINDAN ŞU AN İTİBARIYLA BİZİM AVANTAJIMIZA GİBİ GÖRÜNÜYOR"
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, "ABD'de Donald
Trump'ın ikinci başkanlık döneminde açıkladığı gümrük tarifeleri ve başlattığı
ticaret savaşında konumlandığı nokta, Türkiye için bir avantaj penceresi açar
mı?" sorusu üzerine, ABD'nin farklı bir tavır sergilediğini, herkesin de
kendi ulusal menfaati için adım attığını, çok aktörlü küresel kurallar
siteminin ciddi zayıflama sürecine girdiğini gördüklerini dile getirdi.
Bu geçiş süreçlerinin risklerin ve belirsizliklerin yükseldiği
dönemler olduğunu, hem bölgedeki hem de küresel düzeydeki gelişmelerin iç
bünyeyi çok daha güçlü tutmaları gerektiğini ortaya koyduğunu anlatan Yılmaz,
şunları dile getirdi:
"Sayın Trump'ın son aldığı kararlar çok çok önemli.
Başka ülkeler buna nasıl reaksiyon gösterecek? Avrupa Birliği, Çin, diğer
ülkeler... Bunu iyi takip etmemiz gerekiyor. Karşılık verme kararı aldılar.
Trump da 'Müzakereye açığım.' dedi. Bu müzakereler ne olacak? Sonuçlarını takip
etmemiz lazım. İlk aşamada tablo şöyle: Türkiye'ye işte yüzde 10 gibi en düşük
oranda bir tarife söz konusu. Bu, Amerikan pazarı açısından şu an itibarıyla
bizim avantajımıza gibi görünüyor. Yine demir çelikte, alüminyumda zaten bir
tarife vardı. Başkalarına da getirince orada da bir eşitlenme oldu. Bu da bizim
lehimize oldu ama şunu da unutmamamız lazım: Bu yükselen tarifeler, diğer
Amerikan pazarına mal satan ülkelerin başka pazarlara daha agresif girmelerine
de yol açabilir, dolaylı etkileri olabilir. Rekabet açısından dikkat etmemiz
lazım, zorlanabiliriz. Dolayısıyla yeni pazarlar aramalıyız."
Yılmaz, ABD Başkanı Trump'ın kararlarının ardından petrol ve
diğer emtia fiyatlarının düştüğünü dile getirdi.
Türkiye'nin sonuçta petrole, enerjiye ve diğer emtia
ürünlerine bağımlı olduğunu, ithal ettiğini onları işleyip ihraç ettiğini
anlatan Yılmaz, "Bu anlamda bir olumlu etkiden bahsedebiliriz. Halen
belirsizlikler, henüz netleşmemiş, bitmemiş süreçler var. Bunları yakından
takip ediyoruz. Bir taraftan da bu müzakereleri yapacağız. ABD'yle 100 milyar
dolar ticaret hedefimiz var. Sayın Cumhurbaşkanı'mız ile Sayın Trump
görüştüklerinde bütün bu konuları mutlaka masaya yatıracaklardır."
ifadelerini kullandı.
"HİÇBİR SİYASİ
PARTİ TERÖRÜN GÖLGESİNDE SİYASET YAPMAMALI"
Yılmaz, "Terörsüz Türkiye" sürecini başarıyla
bitirmeyi temenni ettiklerini söyledi.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin çağrısıyla başlayan,
İmralı'nın "PKK kendini feshetmeli" çağrısıyla devam eden süreci
anlatan Yılmaz, "Şimdi top terör örgütünün sahasında, bir kongre yapıp
kendilerini feshetme konumundalar. Bu süreç demokratik standartlarımızı,
kalkınma standartlarımızı arttırıcı bir etki yapacak. Yeni bir atmosfer
oluşacak. Biz hep şunu söylüyoruz: Hiçbir siyasi parti, terörün gölgesinde
siyaset yapmamalı. Ben inanıyorum ki bu fesihle birlikte demokratik siyaset,
Türkiye'de çok daha güçlenecektir. Demokratik rekabet içinde ülkemizin her
türlü meselesi konuşulacaktır, tartışılacaktır. 85 milyonun lehine olan neyse o
sonuçlarla yolumuza devam edeceğiz." diye konuştu.
Yılmaz, terör örgütü PKK'nın ne zaman silah bırakacağını
göreceklerini ifade ederek, "Sayın Cumhurbaşkanı'mız da geçtiğimiz gün
ifade etti. Çok fazla tahammülümüz yok, mutlaka en kısa sürede olması lazım
çünkü bu süreçlere tabiri caizse çomak sokan çok olur. Bir an önce bu
süreçlerin tamamlanmasını, hızlı hareket edilmesini arzu ediyoruz." dedi.
"HİÇBİR YABANCI
GÜCÜN SURİYE'YE MÜDAHALE ETMEYE HAKKI YOK"
Türkiye'nin Suriye konusunda çok iyi bir imtihan verdiğine
dikkati çeken Yılmaz, milyonlarca Suriyelinin vatanlarına geri döneceğini,
orada Türkçe ve Türkiye'yi bilen ciddi bir nüfusun olacağını, dolayısıyla bunun
Türkiye-Suriye ilişkilerinin geleceği adına gelecek dönemde büyük bir avantaja
dönüşeceğini belirtti.
Cumhurbaşkanı Yılmaz, Suriye'deki devrimden bu yana 150 bine
yakın insanın ülkelerine dönüş yaptığını anlattı.
İsrail'in sadece Filistin topraklarını işgal etmekle
kalmadığına, Lübnan ve Suriye'ye dönük işgal ve müdahale politikaları
izlediğine dikkati çeken Yılmaz, "Hiçbir yabancı gücün Suriye'ye müdahale
etmeye hakkı yok. Uluslararası hukuk açısından da bakarsanız, Suriye'de
yaşayanların herhangi bir saldırganlığı söz konusu değil. Dolayısıyla burada
tamamen saldırgan olan taraf İsrail tarafı. Ben bu yanlışlardan en kısa sürede
dönülmesi gerektiğine inanıyorum. Bölgemizin menfaati, istikrarlı bir
Suriye'nin oluşumundan yanadır. Türkiye olarak biz Suriye'nin istikrarına,
uluslararası hukuk çerçevesinde her türlü katkıyı vermeye devam edeceğiz.
Burada uluslararası toplumun da İsrail'e çok ciddi baskı yapması gerektiğine
inanıyorum." diye konuştu.
Yılmaz, yeni açıklanan enflasyon rakamları ve fahiş
fiyatlara ilişkin değerlendirmesinde, 10 aydır kesintisiz şekilde enflasyon oranının
gerilediğini söyledi.
"'Fiyat artışı olmuyor.' demiyoruz, oran
geriliyor." diyen Yılmaz, bu 10 aylık süreçte enflasyonda 37,4 puanlık
düşüş gördüklerini, bunun çok önemli bir gelişme olduğunu ifade etti.
"CİDDİ BİR
SOSYAL KONUT SEFERBERLİĞİNE HAZIRLIK YAPIYORUZ"
Yılmaz, orta vadede yeniden tek haneli rakamlara ulaşmayı
hedeflediklerine işaret ederek, ekonomi programlarına göre 2027'de bunun
öngörüldüğünü dile getirdi.
Enflasyonla mücadelede gıda ve kiranın iki temel konu
olduğuna dikkati çeken Yılmaz, sözlerini şöyle tamamladı:
"Gıdada bu sene en büyük kaynağı biz sulama
yatırımlarına verdik ve bu da bilinçli bir tercih. 'Sulamalarla üretimimiz
artsın, arz artsın ki fiyatlar düşsün' istedik. Konut ve kirada ise ciddi bir
sosyal konut seferberliğine hazırlık yapıyoruz. Çevre, Şehircilik ve İklim
Değişikliği Bakanlığımız, Sayın Cumhurbaşkanı'mız da bunu ifade etti. Sosyal
konut anlamında ama yeni bir anlayışla, eski ölçeklerde değil yeni nüfus
dinamiklerimize uygun, afete dayanıklı, değişen beklenti ve sosyolojilere uygun
yeni birtakım tasarımlar yapılıyor."
AA