ANLATIYORUM KOMŞULARIM

Her insan inancından ve dünya görüşünden kaynaklanan doğruluk ölçülerinin şekillendirdiği şahsiyetine göre davranır. Hayat felsefesine tutarlı izah getirenlere ancak saygı duyulur ve tercihleri anlayışla karşılanır. Sosyal hayat içerisinde başkalarının hukukunu ihlal etmeden kişi istediği gibi davranabilir. Zira şahsiyet tercihlerle temayüz eder; somutlaşır.

İnsan bulunduğu her yer, konum ve mevkide şahsiyetiyle vardır. Şahsiyet belli zamanlarda saklanıldığı yerden çıkarılıp gerektiğinde gösterilen bir vesika değildir. İnsan hayatının her anında şahsiyetini kuran değerleri doğrultusunda davranır.

Misal iyi şahsiyetli bir insan, aynı zamanda iyi bir aile babası, iyi bir komşu, iyi bir mesai arkadaşı ve iyi bir vatandaştır. Kimileri yere ve zamana göre renkten renge girebilirler. Bu siyasi bukalemun tipler her şeyden önce ve özellikle kendilerini aldatırlar.

Hele bir de belli bir kamu gücünü/yetkisini kullanan öyle zevat var ki, bunlar şahsiyetlerini kuramadıklarından, şahsiyet açıklarını makamlarının yetkileriyle kapatmaya çalışırlar. Şahsiyetleri makamlarından geri kalan bu tiplerin egoları o kadar kabarır ki, şahsiyetiyle dolduramadığı makamını egosuyla aşmaya çalışır. Ne ki bu, aynen deve kuşu misali apaçık sırıtır.

Bu tipleri açık açık görüyoruz... Zaten Antalya’da...

Bu kabil zevat, makamını şahsiyeti zanneder. Makamının yetkilerini sosyal hayatın tüm alanlarına teşmil etmeye çalışır. Özel hayatında da, makamı gereği kendisine gösterilen saygıyı görmek ister.

Gerçi onun saygıdan anladığı boyun eğme, itaat etmedir; oysa saygı verilen değil, kazanılan bir mefhumdur. Eşitler arası bir ilişkiyi içselleştirmeleri; kabul etmeleri gayrikabildir, hiyerarşi vicdanları olmuştur. Bu marazlı ruh haleti ile onlar,

Belediye imkân olanaklarını ailesine bile sunmaktan geri kalmaz. Gün gelir Makamlarını kaybedince oyuncağı elinden alınan çocuk gibi olurlar; şahsiyetleri makamsız kalınca acınacak bir duruma düşer...

Bu topraklarda makamını nefsine yontanlar hep hüsrana uğramıştır. Makamın yetkileri kamu menfaatini temin için “adalet”le kullanılmalıdır. Halk bunu maşerî vicdanında çok iyi tartar ve yanılmaz. Bu bakımdan denmiştir ki, “Kimileri bulundukları her yeri; kimileri de terk ettikleri her yeri mutlu eder.” İşte makamının yetkilerini hiçbir kıymet hükmü mülahazası taşımadan fütursuzca kullanan bu “bey”ler terk ettikleri her yeri mutlu etmişlerdir.

Sahici bir sevgiyi, insaniliği, ahlaki olanı ve hakiki bir saygıyı hiçbir zaman fark edememiş “baş”lar, koca bir hayatı heba etmişlerdir.

Kamu yetkisini kullanan herkesi Şey Edebali’nin Osman Bey’e nasihatine kulak vermesini öneriyoruz. Bakın ne diyor Edebali:

“_ Ey oğul, beysin! Bundan sonra öfke bize, uysallık sana!

_ Güceniklik bize, gönül almak sana!

_ Acizlik yanılgı bize, katlanmak sana!

_ Geçimsizlikler, anlaşmazlıklar, çatışmalar bize, adalet sana!

_ Ey oğul bölmek bize, bütünlemek sana!

_ Üşengeçlik bize, uyarmak, gayretlendirmek, şekillendirmek sana!

_ Ey oğul yükün ağır, işin çetin Allah yardımcın olsun... ”erler.

Kalın Sağlıcakla...