Yeryüzü İklim Değişikliği ile Mücadele Vakfı Başkanı Serpil Arslantaş, COP31’in 2026’da Antalya’da yapılmasının kenti yalnızca bir turizm merkezi değil, iklim sorumluluğu üstlenen küresel bir merkez haline getireceğini belirterek, iklim değişikliğinin turizmde maliyet ve sürdürülebilirliği doğrudan etkilediğini vurguladı.
20.12.2025 - 11:46
YAYINLANMA20.12.2025 - 11:46
GÜNCELLEME20.12.2025 - 11:46
YAYINLANMA:20.12.2025 - 11:46
GÜNCELLEME:
Antalya’nın ilk ve tek çevre ve doğa vakfı olan Yeryüzü İklim Değişikliği ile Mücadele Vakfı Kurucusu ve Başkanı Serpil Arslantaş, iklim değişikliğinin turizme etkilerini ve COP31’in Antalya’da yapılacak olmasının kent ekonomisi için önemini değerlendirdi.
COP31, Birleşmiş Milletler iklim müzakerelerinin en üst platformu; ülkelerin iklim hedeflerini, finansmanı ve sahadaki uygulamayı masaya yatırdığı 31. Taraflar Konferansı. 2026’da Türkiye’nin ev sahipliğinde yapılacak ve ana toplantıların Antalya’da gerçekleştirileceğinin kesinleşmesi üzerine Arslantaş, “Ben bunu, Antalya’nın dünyaya yalnızca bir turizm kenti olarak değil, iklim gündeminde sorumluluk alan bir merkez olarak da kendini göstereceği önemli bir eşik olarak görüyorum” dedi.
İklim değişikliğinin turizme etkilerini değerlendiren Arslantaş, “Turizmde iklimi artık ‘arka fon’ gibi düşünemeyiz. Daha sıcak günler, daha ani hava olayları, su baskısı, yangın riski… Bunların hepsi misafirin deneyimini ve işletmenin maliyetini doğrudan etkiliyor. Ben bunu şöyle görüyorum: İklim, turizm için görünmez bir bilanço kalemi. Enerji, su, bakım, risk yönetimi, hatta personel sağlığı… Hepsi aynı resmin parçası” ifadelerini kullandı.
Sürdürülebilir turizm anlayışını üç ayakla özetleyen Arslantaş, “Ben sürdürülebilir turizmi üç ayakla anlatırım: ekonomik, sosyal ve çevresel. Ekonomik tarafta verimlilik ve süreklilik var. Sosyal tarafta kentle uyum; istihdamın güçlenmesi, fırsatın adil dağılması var. Çevresel tarafta ise su, enerji ve tabii atık… Sürdürülebilirlik; ‘ekstra bir proje’ değil, iyi işletmeciliğin yeni adı” dedi.
COP31’in Antalya’ya ekonomik katkısına da değinen Arslantaş, “Kısa vadede şehirde ciddi bir hareketlilik yaratır: konaklama, yeme-içme, ulaşım, organizasyon hizmetleri, yerel tedarik… Bu etki küçümsenmez. Fakat benim asıl önemsediğim uzun vade: COP31, Antalya turizmini ‘doluluk’ üzerinden değil, dayanıklılık ve sürdürülebilirlik üzerinden yeniden konumlandırma şansı veriyor. Yani iki haftalık bir etkinliği, yıllara yayılan bir kalite standardına çevirebiliriz” diye konuştu.
BİR CEVAP YAZ
E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir